☕ Ayşegül Kimdir?
Ben Ayşegül. 1998’de Ankara’da doğdum ama pek “tek şehir kızı” olmadım. Babamın işi sağ olsun, bavulum hep kapının yanında bekledi: Kıbrıs, Diyarbakır, Eğirdir derken sonunda İstanbul’a yerleştim. Yani biraz “gezgin ruhlu, şehir koleksiyoncusu” diyebiliriz bana. Çocuklarla hep özel bir bağım oldu. Çocuk gelişimi okudum, sonra da “bir yerde durulur muyum” dedim, aile danışmanlığı yüksek lisansına daldım. Okul bitti, derken kendimi hem sınıfta hem organizasyonlarda asistanlık yaparken buldum. Kısaca bir gün kreşte şarkı söyleyen çocuklarla, ertesi gün sahnede ünlü hocaların yanında koşturuyordum. Bugün geldiğim noktada ben hâlâ öğrenmeyi, paylaşmayı ve insanlarla bağ kurmayı en büyük sermaye görüyorum. İşte bu yüzden buradayım: Hem anlatmaya hem de biraz gülümsetmeye.
Hayatımın bana en büyük öğrettiği gerçekse “iç sesini dinlememiş bir insanın ne kadar çok şey yapsa da henüz hayatı öğrenemediği ” oldu. Çocuklarla en çok çalışırken bunu gördüm bir çocuk ne kadar çok düşmüşse o kadar az yaradan korkuyormuş. Ne kadar az yaraya aşinaysa o kadar çok canı acıyormuş. İşte 2025, tam olarak böyle başladı benim için. “Ayşegül, çok şey yaptın ama sen kendini tanıdın mı?” diye bir soru sordu başta ve seçimler yapmama müsaade etti. Oradan oraya koştururken, kendimi keşfetmekle uğraşırken sanırım bu sefer işe devam etmek ne bana ne de çevreme iyi gelecekti. Durdum. Koşmayı seven ve durmaktan nefret eden biri olarak ilk defa durma kararı aldım. Bir süre spor yapacak, ailemle ilgilenecektim ve bir anda çevremde hareketlilik başladı birçok hikaye, birçok insan tanıdım. Hayalini kurduğum o dil kursuna gittim. Hayalini kurduğum ehliyete de. Beklemeyi öğrendim. İhtimallerin belirsiz olmasının beni korkutmasına izin verdim. Gerçekleri hissetmeyi ve yaşamayı seçtim. Yaşamayı seçtim. İlk kez nefes aldığımı hissettim. Küçük Kara Balık kitabını okudunuz mu bilmiyorum ama bulunduğu o küçük alandan okyanuslara gitmek isteyen o balık olarak, okyanusları değil ben sadece hayatı istedim. Nefes alınca içinize bir hava girer ve bazen şöyle olursunuz “havanın bir kokusu var” tam olarak onu hayatıma katmak istedim. Şuan bulunduğum noktada, yaptığım işlere de bakarak neredeyim diye sorduğumda; geçmişten bu yana hep yürüdüğümü hatta korkmadan dans ettiğimi ve koştuğumu görüyorum. Bir hayali kafada canlandırmanın ötesinde onun gerçekliğine inanarak harekete geçtiğimi ve anlıyorum ki sadece iş hayatında veya aile hayatında değil kendini gerçekleştirme kavramında da insanın nasıl var olduğu dünyaya ne katacağı ile ilgili olduğunu gösteriyormuş.
Hep bir doğuma şahit olmayı hep gün doğumunu ilk izleyen insan olmayı dilemiştim. 25 yaşına gelmeden önce yapacağım 25 şeyi listelemiştim. İçlerinde tonlarca madde vardı ve en çok hayata şahit olmayı dileyen bir sesin yansımasıydı. Şimdi bana öğretmen, danışman ve en önemlisi bir insan olarak sorarsanız “sen kimsin?” diye ben “yaşamayı seçtiğimden beri” benim. Ve hala ben olmayı öğreniyorum. Bu öğrenmeye de o kadar aşık ve açım ki ne kadar düşersem düşeyim, durursam durayım devam etmenin bir yolunu buluyorum. İnanıyorum ki bulacağım, keşfedeceğim, öğreneceğim, ilham olacağım bir sürü şey olacak… Şimdi bana bunları öğretene de teşekkür etmek istiyorum. Karşılaştığımız için teşekkürler. Hep karşılaşmaya devam edeceğimiz için de.








